ABD’den İadesi Sağlanan Kültür Varlıkları (27 Adet) (2025) Bakanlığımız ile Amerika Birleşik Devletleri’nde Manhattan Bölge Savcılığı ve İç Güvenlik Soruşturma Birimi (HSI) arasında yürütülen iş birliği sonucunda, Bakanlığımızca sunulan bilimsel, arşivsel ve kriminolojik kanıtlar doğrultusunda, Türkiye’den yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarıldığı tespit edilen 27 adet kültür varlığının ülkemize iadesi sağlanmıştır. Söz konusu eserler, farklı soruşturmalar kapsamında yürütülen adlî ve idarî süreçlerin tamamlanmasının ardından, 13 Aralık 2025 tarihinde ülkemize getirilmiş ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde muhafaza altına alınmıştır. Bu eserler arasında Roma Dönemi’ne ait mermer Artemis heykeli, zırhlı imparator heykeli, lahit parçası, cam kap, kurşun ağırlık ve altın taç ile çeşitli kandiller ve sunu kapları bulunmaktadır. Erken Tunç Çağı’na ait Kusura tipi idol ve keman biçimli idol ile Orta Kalkolitik Çağ’a tarihlenen Kilia tipi idol başının yanı sıra; Urartu kültürüne ait bronz kemer, miğfer ve testiler; Frig ve Lidya kültürlerine ait çeşitli kap formları, hayvan başı süslemeli kepçe, makara kulplu bronz kap, çok renkli bezemeli testiler ve bronz bir aplik de iade edilen eserler arasında yer almaktadır. Ayrıca Bizans Dönemi’ne ait zincirli altıgen bir buhurdan, bronz şakül, sırlı pişmiş toprak kandil, cam şişe ile Lydia Dönemi’ne ait gümüş phiale, spiral saç süsü, iki adet kolye ve bronz bir patera tutacağı da bu grupta bulunmaktadır.
SUNU KABI (PATERA) TUTACAĞI Genellikle sunu törenlerinde kullanılan derin olmayan, geniş ağızlı kulplu tavaları tanımlamak için kullanılan kaplar patera olarak adlandırılmaktadır. Kurt başlı silindirik sap perçin levhasıyla son bulan bu tutacak, perçin levhası ile pateraya lehimlenerek tutturulmaktadır. Söz konusu eser M.S. 1. ve 2. yüzyıllara tarihlenmektedir.
HAYVAN BAŞI SÜSLEMELİ KEPÇE İçecekleri veya yiyecekleri küçük kazanlardan kaselere aktarmak amacıyla kullanılan kepçeler, törenlerde işlevsel bir rol üstlenmekteydi. Bu kepçenin tutamacının üst ucu, geniş gagalı bir kuş başı şeklinde sonlanmakta olup göz oyukları da detaylı şekilde işlenmiştir. Friglerin maden işçiliğindeki ustalığını yansıtan eser, döküm tekniğiyle üretilmiş olup M.Ö. 8. yüzyıla tarihlenmektedir.
ALTIN TAÇ (DİADEM) Antik dönemde, günlük yaşamda kullanılamayacak kadar ince altın levhalardan üretilen bu tür diademler genellikle “ölü diademi” olarak adlandırılmaktadır. Söz konusu örnekler figürlü, bitkisel ve geometrik bezemelerle süslenmiştir. İncelenen Roma Dönemi’ne ait altın diademin üzerinde de bu işlevle uyumlu olarak ölüye sunu, ikram ve hediye takdim eden insan figürleri yer almaktadır. Bu tür diademler, mezarlara hediye olarak bırakılmak üzere üretilmiş olup üzerlerinde cenaze ritüellerine ilişkin sahneler tercih edilmiştir. Figürlerin oturma ve ayakta durma pozisyonları ile kıyafet tasvirleri Roma Dönemi ikonografisini yansıtmaktadır. Anadolu’da, Hellenistik Dönem’den Roma Dönemi’ne kadar bu tür diademlerin hem yapım tekniği hem de işçilik açısından benzer örneklerine rastlanmaktadır.
TESTİ (OINOCHOE) Devetüyü ve açık kahverengi tonlarına sahip bu testinin gövdesinin en şişkin noktasından başlayarak yukarıya doğru karın, omuz ve boyun kısımlarında dalgalı çizgi, zikzak ve daire motifleri yer almaktadır. Eser, Anadolu’da yayılım gösteren Frigler’in M.Ö. 8. yüzyıla tarihlenen seramik özelliklerini yansıtmaktadır.
MAKARA KULPLU BRONZ KAP Makara kulplu bronz kap, makara biçimli kulbu ve halka şeklindeki tutamaklarıyla Frig kültürünün karakteristik özelliklerini yansıtmaktadır. Özellikle mezar buluntusu olarak karşımıza çıkan bu kap türüne, Friglerin başkenti Gordion’daki Tümülüs kazılarında ve çevresinde M.Ö. 8. yüzyıla tarihlenen buluntular arasında sıkça rastlanmaktadır.
ÖRDEK BİÇİMLİ BRONZ APLİK Ördek biçiminde yapılmış bu apliğin bir ağırlığa ait olduğu düşünülmektedir. Üzerindeki deliklerden, çivilerle bir yüzeye sabitlendiği anlaşılmaktadır. Eser Roma Dönemi’ne tarihlendirilmektedir.
SANDALETLİ AYAK FORMLU KANDİL Antik Çağ’da kandiller, aydınlatma aracı olmanın yanı sıra tapınak ve kutsal alanlara adak olarak da sunulmuştur. Yunan, Roma ve Bizans dönemlerinde ise terfi törenlerinde ve dini ritüellerde sembolik anlamlar taşımıştır. Söz konusu eser döküm tekniğiyle yapılmış olup Laodikeia Antik Kenti’nde bulunan Roma Dönemi’ne ait Eros betimli ayak biçimli kandille büyük benzerlik göstermektedir.
SUNU KABI (PATERA) Patera, sığ ve geniş ağızlı bir tören kabıdır. Genellikle kutsal akıt (libasyon) ritüellerinde kullanılmış; Roma Dönemi’nde ise sofralarda bir çeşit testi olan oinochoe ile birlikte su dökme ya da tanrılara yemek sunma amacıyla tercih edilmiştir. Bronzun yanı sıra gümüş ve pişmiş toprak örnekleri de mevcuttur. Bizans Dönemi’nde dini törenlerde kullanımı sürmüştür. Eser dövme tekniğiyle yapılmış olup dışa dönük ağızlı, yarı küresel gövdeli ve ortasında omphallos ile bitkisel bezemelidir.
TESTİ Bu gruptaki boyalı çömlekler, M.Ö. 2. binyıl başından Erken Demir Çağı’na kadar yaklaşık 500 yıl kullanılmıştır. “Doğalcı motifli çok renkliler” grubuna ait bu kaplarda iki bant arasına su kuşu, dağ keçisi ve geyik gibi hayvan figürleri işlenmiştir. Çark yapımı olan bu örneklerde astar olarak krem ya da devetüyü tonları tercih edilmiş; bezemelerde kırmızı, kahverengi, siyah ve kiremit renkleri kullanılarak kaplara zengin bir görünüm kazandırılmıştır.
BRONZ KEMER Urartu kemerleri, genellikle mezar buluntusu olarak arkeolojik ve kaçak kazılarda ele geçmiştir. Üzerlerindeki motif ve semboller, bu kemerlerin yalnızca defin geleneklerinde değil; gündelik yaşamda süs eşyası, askeri kullanımda zırh parçası ve dini ritüellerde kült ya da büyü gibi amaçlarla da kullanıldığını göstermektedir. Frizlere bölünmüş kemerde yer alan aslan, boğa, at ve rozet gibi figürler orta eksenden uçlara doğru simetrik olarak dizilmiştir. Söz konusu eser M.Ö. 7. yüzyıla tarihlenmektedir.
TESTİ Urartu kültürüne ait bu eser, kırmızı astarlı ve iyi perdahlanmış yüzeyiyle belirgin bir şekilde ayırt edilebilmektedir. Bu tür yüzey işçiliği özellikle yonca ağızlı testiler, kadehler, çanaklar ve tabak gibi açık ağızlı kaplarda yaygın olarak kullanılmıştır. Yapım tekniği göz önüne alındığında söz konusu eser M.Ö. 8. yüzyıla tarihlenmektedir.
PİLOS TİPİ MİĞFER Urartu kültüründe boğa figürü; bronz kazan ve seramiklerde sıkça eklenti olarak kullanılmıştır. Bu miğferde yer alan boğa başı da balmumu kalıpla dökülmüş olup kazıma tekniğiyle yapılan dalgalı perçem çizgileri Urartu sanatının ayırt edici özelliklerindendir. Kıvrık boynuzlar, badem gözler ve söğüt yaprağı formunda dışa çıkıntılı kulaklar da döneme özgü karakteristik detaylardandır. Söz konusu eser M.Ö. 9–8. yüzyıllara tarihlenmektedir.
ZİNCİRLİ ALTIGEN BUHURDAN Buhurdanlar, içinde tütsü yakılan, çeşitli şekillerde, üç zincirli, kapaklı ya da kapaksız olarak kullanılan ve üzerinde Hz. İsa, Meryem ve melek tasvirleri bulunan kaplardır. Erken Hristiyanlık Dönemi’nde pagan bir uygulama olarak görülürken, 4. yüzyıldan sonra Erken Bizans Dönemi’nden Geç Bizans Dönemi’ne kadar dini törenlerde, cenaze törenlerinde ve toplumu etkileyen olaylarda buhur yakıldığı bilinmektedir. Bronz malzemeden yapılarak altıgen şekilli ve kaideli olan söz konusu eserin üzerine kazıma yolu ile bezeme yapılması, Bizans Dönemi’nde M.S. 8. yüzyıla kadar görülen bir özelliktir.
BRONZ ŞAKÜL (ÇEKÜL) Şakül, yerçekimi doğrultusunu belirtmek için kullanılan, ucuna ağırlık bağlanmış bir ipten meydana gelen alettir. Konik biçimde yapılan şakülün üst kısmında ipin bağlanacağı çıkıntısı bulunmaktadır. Söz konusu eser Geç Roma ya da Erken Bizans Dönemi’ne tarihlenmektedir.
KOLYE İadesi sağlanan iki adet kolyede sarı ve devetüyü tonlarında yarı saydam taşlar kullanılmış; her biri özenle cilalanmış boncuklar düzgün oval formlarda şekillendirilmiştir. Organik yüzey dokusu ve hafif ton geçişleri, doğal taş malzemenin kullanımını yansıtmaktadır.
KOLYE Diğer kolyede ise açık tonlu taş boncuklara büyük boyutlu altın renkli metalik boncuklar eşlik etmektedir. Taşlar daha az cilalı ve daha ham görünümde olup aralarına yerleştirilmiş parlak küre formundaki boncuklar, kompozisyona hem estetik hem de sembolik bir kontrast kazandırmaktadır.
 KUSURA TİPİ İDOL Erken Tunç Çağı’nda, özellikle Güneybatı ve İç Batı Anadolu’da mezarlarda bulunan stilize mermer idoller, dönemin dini inançlarını yansıtır. Tamamına yakını kadın figürlerini temsil eden bu idoller arasında, adını ilk bulunduğu yerden alan “Kusura Tipi İdoller” öne çıkar. M.Ö. 2800–2400 arasına tarihlenen bu idoller disk biçimli baş, uzun boyun ve kürek formunda gövde özellikleriyle tanınır. Farklı geometrik baş formlarına sahip olan örnekleri 4–37 cm arasında değişen boyutlarda olup söz konusu eser 10 cm boyundadır. 
KEMAN BİÇİMLİ İDOL Anadolu’da Erken Tunç Çağı I (M.Ö. 3200–2800) döneminde, soyut kadın figürlerinden oluşan idoller yaygındır. Genellikle 3–16 cm arasında değişen bu yassı formlu idoller beyaz mermer veya koyu renkli taşlardan yapılmış; yüz ve uzuv detaylarına yer verilmemiştir. Uzun boyunlar, sivri ya da yuvarlak başlar ile geometrik gövdeler bir araya getirilerek farklı şematik formlar oluşturulmuştur. Kollar genellikle göğüs hizasında, dirsekten bükülmüş çıkıntılarla ifade edilmiştir. Bu gruba ait “Keman Biçimli Mermer İdoller”, Beycesultan, Yortan, Kusura ve Hacılar gibi birçok merkezde bulunmuştur. İadesi sağlanan eser, Güneybatı Anadolu kökenli keman biçimli idollerden biridir.
KİLİA TİPİ İDOL BAŞI Kilya tipi mermer idoller, adlarını ilk örneklerinin bulunduğu Gelibolu Yarımadası’ndaki Kilya Koyu’ndan alır. Bu idoller yassı gövdeleri, göğüsleri tutar şekilde betimlenen kolları, geniş omuzları, uzun silindirik boyunları ve geriye yatık baş yapılarıyla karakterizedir. Göz, kulak ve burun kabartma olarak işlenmiştir. Eser M.Ö. 4500–4250 yıllarına tarihlendirilmektedir.
LAHİT PARÇASI Mermer parça, bir Roma Dönemi lahtine ait alt bacak bölümüdür. Figüratif kabartmanın doğal oranlara sahip alt bacağı diz hizasından aşağısı korunmuş olup anatomik detaylarıyla dikkat çekmektedir. Ayağın hemen önünde yer alan yüzey parçasının, lahdin zemin ya da yan yüzeyine ait olabileceği düşünülmektedir.
SIRLI PİŞMİŞ TOPRAK KANDİL Pişmiş topraktan yapılmış kandilin iç ve dış yüzeyi astarlanarak yeşil renkte sırlıdır. Düz dipli, kaidesiz ve kulpsuz olan kandil yonca (gaga) ağızlıdır. Üzeri açık tabak şeklinde olan kandilin ağız kenarının iki tarafı içe doğru bastırılarak gaga şeklinde fitil deliği oluşturulmuştur. Fitil deliğinde yanık (is) izleri görülmektedir. Kandil 13. yüzyıla tarihlenmektedir.
CAM ŞİŞE Geniş ağızlı, gövdeye doğru daralan boyunlu cam şişe, Roma Dönemi cam işçiliğinin özelliklerini yansıtmaktadır. Eser M.S. 2. ve 3. yüzyıllara tarihlenmektedir.
ZIRHLI İMPARATOR HEYKELİ Ayakta betimlenen zırhlı erkek heykelinin başı, kolları ve bacakları kısmen eksiktir. Figür, gövde zırhı, püsküllü etek, tunika ve sol omza atılmış paludamentum giymektedir. Zırh üzerinde Medusa başı, antitetik grifonlar ve palmet bezemesi yer almaktadır. Heykel, biçim ve detaylarıyla Roma İmparatorluk Dönemi’ne, özellikle M.S. 1. yüzyıl sonu – erken 2. yüzyıla tarihlenmektedir. Stilistik özellikler bakımından Dokimeion I ve II tipi zırhlı heykellerle benzerlik göstermektedir. Zırh üzerindeki ikonografik bezemeler ve mermerin niteliği, heykelin Batı Anadolu kökenli olduğunu ortaya koymaktadır. 51 cm yüksekliğindeki bu eser, zırhlı imparatorluk heykellerinin genellikle gerçek boyuta yakın veya daha büyük ölçekte üretilmesi dikkate alındığında, boyutlarıyla olağanın dışında bir örnek sunmaktadır. Propaganda aracı olarak kullanılan bu tür heykeller, imparatorluk kimliğini ve ideolojisini yansıtan güçlü sembollerdir.
GÜMÜŞ TESTİ (OINOCHOE) M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen oinochoe; armut gövdeli, tek saplı, gümüş malzemeden yapılmış olup elit soylu topluluklarda içecek servisinde kullanılan bir sunu kabıdır.
MERMER ARTEMİS HEYKELİ Ay tanrıçası Artemis, özellikle Güney ve Batı Anadolu’da güçlü bir inanç sistemine sahiptir. Efes, Magnesia ve Perge’deki tapınaklar bu kültün en bilinen merkezleridir. Bereketle olan doğrudan ilişkisi, Artemis’in kökenini Frig ana tanrıçası Kybele’ye kadar bağlamaktadır. Perge ve Parion kazılarında ele geçen benzer kompozisyonlarda olduğu gibi bu heykelde de tanrıça, omzundaki okluğundan ok çıkarırken tasvir edilmiştir. Heykel ikonografik olarak Anadolu’daki tipik Artemis betimlemeleriyle paralellik göstermektedir. Söz konusu heykel M.S. 1.–2. yüzyıllara tarihlenmektedir.
GÜMÜŞ PHİALE Antik çağda çoğunlukla seremonilerde libasyon amaçlı olarak kullanılan, kulpsuz ve kaidesiz, derinliği fazla olmayan, göbekli (omphaloslu) ya da göbeksiz bir tas türüdür. Eser, Lydia Dönemi’ne tarihlendirilmektedir.
GÜMÜŞ SPİRAL SAÇ SÜSÜ Lydia Dönemi’ne tarihlenen spiral biçimli gümüş eser, genellikle kadın mezarlarında rastlanan ve saçın örülerek şekillendirilmiş bölümlerine takılan kişisel bir süs eşyasıdır. |