KÜLTÜR VARLIKLARI VE MÜZELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

İzmir Müze Müdürlüğü

İZMİR MÜZESİ MÜDÜRLÜĞÜ

İletişim bilgileri:

Adres: Halil Rıfat Paşa Caddesi No: 4 Konak/İZMİR
Tel: 0 232 489 07 96 – 0 232 483 72 54
E-posta:  izmirmuzesi@ktb.gov.tr

Sorumlu olduğu il/ilçe:
İzmir/Konak, Karabağlar, Buca, Gaziemir, Çiğli, Kemalpaşa, Torbalı, Menemen, Karşıyaka, Foça, Aliağa, Bornova, Güzelbahçe, Urla, Balçova, Narlıdere, Seferihisar, Bayraklı, Menderes

Bağlı Birimleri:
İzmir Arkeoloji Müzesi (Konak)
İzmir Atatürk Müzesi (Alsancak)
Müze İzmir Kültür Sanat Fabrikası (Alsancak)
Agora Örenyeri (Konak-Basmane)
Teos Örenyeri (Seferihisar)
Klazomenai Örenyeri (Urla)



İZMİR ARKEOLOJİ MÜZESİ

Adres:
Yeşiltepe Mahallesi, Halil Rıfat Paşa Cad. No:4 Konak/İZMİR

İzmir'de ilk arkeoloji müzesi üç senelik eser toplama ve derleme çalışmalarından sonra 1927 yılında Basmane semtinde bulunan Ayavukla (Gözlü) Kilisesi'nde ziyarete açılmıştır. 1951 yılında, bugünkü Alsancak Kültürpark içinde ikinci bir müze daha hizmete girmiştir. Ancak İzmir çevresindeki antik kentlerden gelen eserlerin yoğun olması nedeniyle yeni bir müzeye ihtiyaç duyulmuştur. Konak’ta Bahribaba Parkı içinde yeni bir müze binası inşa edilerek 11 Şubat 1984 yılında ziyarete açılmıştır. 5000 m²’lik bir alana inşa edilen ve halen kullanılmakta olan müze binasının giriş ve 1. katı depo, 2.ve 3. katı ile bahçesi sergi amaçlı kullanılmaktadır.

Taş Eserler Salonunda; mermer ve taş heykeltıraşlık eserleri ile mimari parçalar, çeşitli kazılardan ele geçmiş Prehistorik Çağlar’dan Bizans Dönemi’ne dek uzanan dönemi yansıtan çok sayıda eser sergilenmektedir. Baklatepe ve Kocabaştepe (Tahtalı Barajı kurtarma kazısı), Panaztepe (Menemen), Limantepe (Urla) gibi höyük buluntuları ile; İasos kazısı seramik buluntuları, Protogeometrik ve Geometrik Dönem Batı Anadolu seramikleri, Arkaik Dönem siyah ve kırmızı figürlü Batı Anadolu vazoları, Helenistik Dönem hydriaları, çeşitli kaplar, cam vazolar, şişeler, masklar, figürinler, Myrina (Aliağa) Eros heykelcikleri, İasos (Güllük), Pitane (Çandarlı), Bergama (Pergamon), Smyrna (Bayraklı)/(Eski İzmir) antik kentlerine ait arkeolojik eserler, ayrıca çeşitli kazılardan ele geçen heykeller, steller, yazıtlar, mimari parçalar ile lahitlerin sergilendiği bahçe bölümü de ziyarete açıktır.







İZMİR ATATÜRK MÜZESİ

Adres: 
Alsancak Mahallesi, Cumhuriyet Bulvarı No:248 Konak/İZMİR

İzmir, Birinci Kordon (Atatürk Caddesi) üzerinde bulunan bina 1875-1880 yıllarında halı tüccarı Takfor tarafından konut olarak inşa edilmiştir. 9 Eylül 1922'de sahibi tarafından terkedilmiş ve hazinenin mülkiyetine geçmiştir. Bina ayrıca ordu karargahı olarak kullanmıştır. 17 Şubat 1923'te İzmir İktisat Kongresi toplandığında Atatürk çalışmalarını burada yürütmüş, Kongre bitiminde karargah bu binadan taşınmış ve hazine binayı Naim Bey'e otel olarak kullanmak üzere kiralamıştır. 16 Haziran 1926'da İzmir'e gelen Atatürk, İsmet Paşa ile birlikte Naim Palas'ta kalmıştır. 13 Ekim 1926'da İzmir Belediyesi tarafından satın alınan yapı ve bazı yeni eşyalar da konularak Atatürk'e hediye edilmiştir. Atatürk, 1930-1934 yılları arasında İzmir'e her gelişinde bu evde kalmış, 10 Kasım 1938'de Atatürk'ün vefatı üzerine, ev kız kardeşi Makbule Baysan'a veraset yoluyla intikal etmiştir. 25 Eylül 1940'ta İzmir Belediyesi binayı müze yapmak üzere istimlak etmiştir. Atatürk'ün İzmir'e gelişinin 19. yılına rastlayan 11 Eylül 1941’de müze halka açılmıştır. 28 Aralık 1972'de binanın mülkiyeti İzmir Müzesi'ne verilmiş, restore edilen bina 29 Ekim 1978'de "Atatürk ve Etnografya Müzesi" olarak ziyarete açılmıştır. Müzedeki etnografik eserler 13 Mayıs 1988'de açılan yeni Etnografya Müzesi'ne taşındıktan sonra "Atatürk Müzesi" adını almıştır.Bina, Osmanlı ve Levanten mimarisi karışımından meydana gelen Neo klasik tarzda bir yapıdır. Bodrum, zemin, birinci kat ve çatı katından oluşmaktadır. Dikdörtgen planlı, arka cephesi revaklı avlulu 852 m²’lik bir alanı kaplayan kagir bir yapıdır.2013-2015 tarihleri arasında müze, yeni bir restorasyon ve sergi düzenleme sürecine girmiş ve sergi alanları işitsel ve görsel belgelerle zenginleştirilmiştir. 19 Mayıs 2015’te kapılarını tekrar açan müzede; koleksiyona eklenen Atatürk’e ait kişisel eşyalar da dönüşümlü olarak ziyaretçiyle buluşma imkanı bulmuştur.Müzenin giriş katında sinevizyon ve panolarla yapılan bilgilendirmeler, şömineli küçük salon, 1. katta ise Atatürk’ün kullanım odaları; çalışma odası, yatak odası, misafir odası, berber odası, yaver odası, bekleme-kabul odası, kütüphane, yemek odası ve banyo bulunmaktadır.

  • 14112502 1.jpg
  • 14112502 2.jpg
  • 14112502 3.jpg






MÜZE İZMİR KÜLTÜR SANAT FABRİKASI

Adres:
Ziya Gökalp Bulvarı No:129 35220 Konak/İZMİR

İzmir Alsancak Kültür Sanat Fabrikası kampüsü içinde yer alan İzmir Müze Müdürlüğü Arkeoloji ve Etnografya Müze binası; tarihi Alsancak Tekel Fabrikası’nın tam merkezinde üretim merkezi olarak kullanılmış ana yapıdır. Söz konusu yapı restorasyon çalışmalarının ardından, İzmir Müze Müdürlüğü koleksiyonuna ait önemli eserlerin sergilendiği bir müze alanı olarak yeniden düzenlenmiştir. Bu Müze; Osmanlı Dönemi endüstriyel mirasının sürdürülebilir bir kültür alanına dönüşmesinin iyi bir örneğini oluşturmaktadır. Yaklaşık 7.000 m²’lik bir alana sahip iki katlı yapının zemin ve birinci katında Prehistorik ve Klasik, ikinci katında ise Osmanlı ve Milli Mücadele dönemlerine ait eserler sergilenmektedir. Bölgeye ait altın, metal, mermer, pişmiş toprak, taş, cam eserlerle birlikte yöreye özgü tarihi tekstil ürünleri ve el yazmalarının da sergilendiği müze, yeni nesil müzecilik anlayışını yansıtan tematik sergileriyle her yaştan ziyaretçiye hitap etmektedir.

Müzede sergilenen yaklaşık 6.000 eser, İzmir ve çevresinin zengin tarihini gözler önüne sermektedir. Öne çıkan eserler arasında; Homeros Heykeli, Androklos Heykeli, Kaystros Heykeli, Smyrna Kabartması (Poseidon(Neptün)-Artemis(Diana)-mphitrite(Salacia)) sayılabilir.

Sergi Temaları

Zemin Kat (Klasik Dönem)

Mermerden Yaratılan Miras;
Bu bölümde heykel ve başlar sergilenmektedir. (Mermer Atölyesi, Smyrna Kabartması, Eros ve Aphrodite, Androklos, İmparator Kültü, Demeter, Artemis anlatımlı)

Denizden Gelen Güç; Temayı anlatan sikkeler, pişmiş toprak kaplar, cam kap ve takılar, ağırlık, mühür ve baskıları, figürinler, heykel vb. sergilenmektedir. (Antik Dönemde Denizcilik, Gemi Modelleri, Ticaret nesneleri, Ölçüm araçları, Mühürler, Doğu Akdeniz Camları, Hermes ve Herme’ler, Mısır ile Kültürel Etkileşim, Nehir Tanrısı, Sikkeler, Sikkenin Öncülleri, Sikke Üzerindeki Betimlemeler anlatılmakta)

Ölümün Sembolleri; Pişmiş toprak Lahit, Mermer Lahit, mezar steli, mezar hediyeleri, urne, Belevi Mezar Anıtı frizleri vb. sergilenmektedir. Belevi Anıt Mezarı, Klazomenai Lahitleri, Mask Protom anlatımlı)

Eğlencenin Ruhu; Milet Tiyatro frizleri, mermer masklar, figürinler, bronz ve mermer atlet, gladyatör mezar taşları ve yazıtlar, heykel ve başlar, ok ve mızrak uçları vb. sergilenmektedir. (Antik Dönemde Eğlence, Groteks figürler, Tiyatro, Oyun, Şehirde Eğlence, Gladyatörler, Olimpiyatlar, Dionysos, Metal Silah Kullanımı anlatımlı)

Birinci Kat

Medeniyetin Zihni (Prehistorik Dönemler);
Taş ve pişmiş toprak kültür varlıkları sergilenmektedir. (Paleolitik Dönem; İlk İzler, Genel Alet Teknolojisi, Tarım Teknolojisi, Höyücek Steli, Sanat, Mülkiyet, Zanaat, Ateşin Kullanımı, Aydınlanma, Seramik Üretimi, Kandilleri, Seramik, İlk Seramikler, Antropomorfik Kap, İnsan Yüzlü Kap, Koç Başlı Rython, Beslenme, Gömme Gelenekleri, Depolama)

Bilgi ve Mitler Arasındaki Dünya (Klasik Dönemler); Seramik kaplar, heykeller, bronz ve cam tıp araçları vb. sergilenmektedir. (Antik Dönem Seramik Ressamları, Oryantalizan Seramik, Kırmızı ve Siyah Figürlü Seramikler, Kehanet ve Apollon, Athena, Tıp ve Eczacılık, Tıp Aletlerinin Kullanımı, Asklepios ve Hygeia, Antik Dönem Kütüphaneleri, Parşomen, Antik Dönemde Eğitim, Lebes Gamikhos, Entelektüel Hayat, Bölgenin Önemli Düşünürleri (Herakleitos, Aspasia…), Bölgenin Önemli yazar ve Şairleri (Sapho…)

Malzeme ile Üretim Ahengi (Klasik Dönemler); Pişmiş toprak figürin, kap, pithos, cam kaplar ve takılar, bronz kap vb., altın ve gümüş kültür varlıkları vb. sergilenmektedir. (Zeytinyağı İşliği, Cam İşliği, Figürin İşliği, Kandil İşliği, Megara Kase Yapımı , Kanatlı Figürinler (Ruha Eşlik Edenler), Metal İşliği, Herakles Düğümü, Hypnos ve Tanatos)

İkinci Kat (Osmanlı Dönemi ve Milli Mücadele)

Şehrin Evinde Bir Gün; Geleneksel İzmir evinin ana mimari özellikleri, evde günlük yaşam ve mekanlar, Türk kahvesi kültürü, Şerbet Takımları – Cam eserler, Agoranın Çanakkale seramikleri, fincanları sergilenmektedir.

Sokağın Sesi; Sergilenen 8 adet zanaat alanı için tanıtım bilgileri, vitrinlerde sergilenen takılar ve diğer objeler için genel tanıtım yazısı, Tema girişinde sergilenen 2 adet kitabenin tanıtım ve çevirisi, İslami Sikkeler, vitrinlerde sergilenen ahşap baskılar, mühürler, lüleler ve para keseleri, İttihat Eczanesi sergilenmektedir.  

Zafer ve Görkem; İzmir’ in işgali ve milli mücadeleyle zafer ve kurtuluşa giden yol, Milli mücadelenin önemli şahsiyetleri, silahlar, Zübeyde Hanımın mezar taşı çevirisi ve kısa bir bilgilendirme yazısı, yapı kitabeleri, Beratlar ve Fermanlar sergilenmektedir.

Kültür Nakşedilen Objeler; Örtülerdeki işlemelerin halk kültüründeki yeri ve karşılığı, Bindallılar, gündelik yaşamda kullanılan kadın kıyafetleri, geleneksel gelin kıyafetlerinde kullanılan takılar, bebekler üzerinden dünya milletleri geleneksel kıyafetleri ile el yazması kitap örnekleri sergilenmektedir.











AGORA ÖRENYERİ
Adres:
Agora Kazı Evi 816 Sokak, No:29 Namazgah Mahallesi, Konak / İZMİR

Smyrna Agorası'nda gerçekleştirilen ilk kazılar 1932 yılında başlatılmış ve 1941 yılına kadar İzmir Müzesi Müdürü Selahattin Kantar ve Rudolf  Naumann tarafından sürdürülmüştür. Bu tarihten sonra sık sık inceleme ve temizlik çalışmaları yapılan Agora Örenyeri'nde İzmir Müzesi başkanlığında 1996-2006 yılları arasında kurtarma kazısı yapılmıştır. 2007 yılından itibaren Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Akın Ersoy başkanlığında Bakanlar Kurulu Kararıyla gerçekleştirilen Smyrna Antik Kenti Kazıları, Agora Örenyeri dışında kentin bazı başka noktalarında da sürdürülmekte olup hali hazırda antik tiyatronun kazı çalışmaları sürdürülmektedir.

Büyük İskender tarafından yeniden kurdurulan kentin, iskan sahası Kadifekale'nin kuzey yamacında şimdiki adı ile Namazgah Mahallesi’ndedir. Helenistik Dönem'de inşa edilen, ancak M.S. 178 yılında şiddetli bir deprem ile yıkılan İzmir Agorası, Roma İmparatoru Marcus Aurelius'un yardımıyla yeniden inşa edilmiştir. Bu diriliş sürecinde, kabartmalar ya da anıtsal cephe düzenlemesi ve kuzey bölümüne eklenen dükkanlar ile ticari işlev kazanmıştır. Fakat M.S. 360 yılında yaşanan ikinci büyük deprem ile bu alan, iflah olmaz bir biçimde yıkılmış adeta bir moloz yığını halini almıştır. Ephesos’un önerisiyle İon Kentleri Birliği’ne 13. üye olarak katılan kent İskender’in ölümünden sonra komutanları Antigonos, Lysimakhos ve Seleukoslar ile varlığını devam ettirmiş ardından Pergamon Krallığı zamanında Pagos Tepesi (Kadifekale) ile Liman (Kemeraltı) arasındaki yamaç ve düzlüklerde yeni bir kent olarak büyümüştür. M.Ö. 133’de tüm Pergamon Krallığı ile birlikte Roma egemenliğine geçen kent, M.Ö. 129’da Ephesos merkezli Asia Eyaleti’nin önemli bir kenti haline geldi. Sonraki 400 yıl boyunca Ephesos ve Pergamon ile yarışan kent Erken Bizans Dönemi’nde tüm Batı Anadolu’nun en önemli kenti haline geldi. Bundan sonra da Anadolu’nun iç bölgelerini deniz ile buluşturan önemli bir liman kenti olarak önemini günümüze kadar korudu.
Smyrna Agorası kentin merkezinde, bu bölgedeki ızgara kent planına uygun olarak dikdörtgen bir alanı kapsamaktadır. Smyrna'nın idari, siyasi, adli ve ticari merkezi durumundaydı. Agora'nın planlandığı alandaki arazi eğimi, batı ve kuzeyde inşa edilmiş, bugün kalıntıları görülen bodrum katları ile giderilmiştir. Agora avlusu bodrum katların üst seviyesine kadar dolgu yapılarak yükseltilip bir teras haline getirilmiştir. Oluşturulan bu teras düzleminin etrafı ise portikolarla çevrelenmiştir. Smyrna Agorası, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde ise mezarlık alanı olarak kullanılmıştır. Mevcut kalıntılar ve yapılan sondajlar agora alanının kentin kuruluş efsanesine uygun olarak Büyük İskender'den hemen sonra M.Ö. 4.yy’ın sonundan itibaren planlandığını ve bu tarih ile birlikte çevresindeki yapıların etap etap inşa edildiğini işaret etmektedir.


 



TEOS ÖREN YERİ

Adres: Teos Caddesi, No:59 Sığacık / İZMİR

Seferihisar İlçesi, Sığacık Mahallesi’nde yer alan antik liman kenti Teos, İzmir’in yaklaşık 50 km güneybatısında yer almaktadır. Teos kazısı, 2010 yılından itibaren Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü, Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musa Kadıoğlu başkanlığında yürütülmektedir. Yerli halkını Karlar’ın oluşturduğu kente önce Boiotia, sonra da Atina’dan gelen göçmenler yerleşmiştir. Filozof Pherecydes kentin kurucusu olarak Boiotia kralı Athamas’ı göstermektedir. Yaklaşık M.Ö. 600 yıllarında Thales, 12 İon kentinin merkezi olarak Teos’un seçilmesini önermiş ancak Thales’in önerisi kabul görmemiştir. Teos, deniz ticaretinden dolayı hızlı bir şekilde gelişmiş ve çok geçmeden halkının büyük bir bölümünü Phokaia’ya ve Ephesos’a gönderecek duruma gelmiştir. Teos antik kenti çok erken bir dönemde coğrafi konumundan dolayı büyük bir ticari önem kazanmıştır. M.Ö. 6.yy’da bu önemli ticari ilişkilerin izleri, Eski Mısır’a kadar takip edilebilmektedir. Kent, ticari amaçla Nil Deltası’nda yer alan Naukratis kentinin kurulmasında rol oynamıştır. M.Ö. 545 yılından sonra Teos, Pers komutanı Harpagos’un eline geçmiştir. 

Teos, İon Birliği’nin bir üyesidir. Ancak bu dini ve politik birliğin Pers Kralı II. Kyros’un Batı Anadolu’daki Eski Yunan şehirleri üzerindeki baskısını kıramaması sonucu, birçok Teoslu M.Ö. 543 yılında kenti terk etmiş ve Trakya Bölgesi’ndeki Nestos Deltası’nda yer alan ve daha sonra önemli bir koloni şehri olan Abdera kentini (günümüzde İskeçe yakınında) kurmuşlardır. Abdera M.Ö. 5.yy’da yaşamış ünlü filozof Protagoras ile Demokritos’un vatanıdır. Bazı yazıtlar aracılığı ile iki kentin arasındaki ilişkinin çok yakın olduğunu ve Teos’ta alınan yasal kararların Abdera’da da geçerli olduğunu bilmekteyiz. Teoslular, Abdera’nın dışında M.Ö. 544 civarında Kuzey Karadeniz kıyısında Phanagoria kentini de kurmuşlardır. Söz konusu göçe rağmen Perslere karşı sürdürülen M.Ö. 494 yılındaki Lade Deniz Savaşı’nda Teos, İon donanmasına 17 gemiyle sayı bakımından en büyük desteği veren kentlerden birisidir. İon Ayaklanması’nın Persler tarafından bastırılmasından sonra Teos, tekrar Pers yönetimi altına girmiştir. Ancak Teos, M.Ö. 479 yılında Mykale Deniz Savaşı’nda Eski Yunan donanmasının galip gelmesiyle Pers yönetiminden kurtulabilmiştir. O zamandan itibaren Teos, Attika-Delos Deniz Birliği’nin bir üyesi olarak bu birliğe 6 talent gibi yüksek bir vergi ödeyecek kadar varlıklı bir konuma gelmiştir.Peloponnesos (Peleponez) Savaşları’nın son 8 yıl süresince Atina ve Sparta söz konusu bu zengin şehri oldukça zarara uğratmışlardır. Spartalıların Pers desteğiyle zafere ulaşmasından sonra, Anadolu’daki diğer Eski Yunan şehirleri ve Teos gibi, Spartalılar da Pers Büyük Kralı’nın iktidar isteğine karşı gelmişlerdir. Fakat M.Ö. 387/6 yılındaki Antalkidas Barışı ile Teos tekrar Pers yönetimi altına girmiş, Büyük İskender (M.Ö. 334) ile birlikte tekrar özgürlüğüne kavuşmuştur. Büyük İskender Teos’u bir kanalla İzmir Körfezi’ne bağlamayı tasarlamıştır.M.Ö. 304 yılında tüm İonia Bölgesi’nde etkin olan deprem sonucu Antigonos Monophthalmos, Lebedos ile Teos kentlerini Synoikismos ile birleştirmeyi planlamış ancak söz konusu bu plan uygulanamamıştır. I. Attalos yönetimi altında Teos, Pergamon Krallığı’na bağlanmıştır. M.Ö. 3.yy’dan 2.yy’a geçişte Teos kenti, artık Pergamon Krallığı’na bağlı değil, ancak görünüşte III. Antiokhos’un yönetimi altındadır. Çünkü Teosluların tapınakları için sığınma hakkı ayrıcalığına ilişkin ricaları bir Seleukos elçisi tarafından Roma Senatosu’na iletilmiştir. Ancak M.Ö 192-188 yıllarındaki Suriye Savaşı’nda Teos, Roma ve Pergamon Krallığı’na karşı yer almıştır ve bu yüzden de Apam sonra tekrar Pergamon Krallığı’na bağlanmıştır. M.Ö. 133’de III. Attalos’un vasiyet yoluyla topraklarını Roma’ya bırakmasıyla birlikte Teos, Roma topraklarına dahil edilmiş ve M.Ö 129 yılında Roma’nın Asia Eyaleti düzenlemesi ile bu eyalet içerisinde yer almıştır. Teos antik kentinin Roma Dönemi’nde de önemini sürdürdüğü antik kentteki mimari faaliyetlerden anlaşılmaktadır. Hıristiyanlık Dönemi’nde Ephesos Metropolitliği’ne bağlı piskoposluk merkezidir. Sadece yazıtlar aracılığı ile bildiğimiz Dionysos Sanatçılar Birliği, Teos’da çok önemli bir rol oynamıştır. Devamlı bir huzursuzluk kaynağı olarak görülen bu sanatçılar topluluğu M.Ö. 2.yy’ın ortalarında Teos’dan Ephesos’a sürülmüşlerdir. Ayrıca ünlü ozanlar Anakreon   (M.Ö. 572), Antimachos ve Epikürcü Nausiphanes Teoslu’dur.











KLAZOMENAİ ÖRENYERİ
Adres:
İskele Mah. 2121 Sk. Urla / İZMİR

Smyrna Agorası'nda gerçekleştirilen ilk ---------------- 12 İon kenti arasında anılan Klazomenai, Urla-Çeşme Yarımadası’nın kuzey kıyısında, İzmir Körfezi'nin ortalarında yer almaktadır. Klazomenai arazisinin doğuda Smyrna yakınlarına dek uzandığı sanılmaktadır. Balçova yakınlarındaki Agamemnon Kaplıcaları'nın civarında yer aldığı bilinen Apollon Tapınağı kent arazisi içinde kabul edilmektedir. Batıda Erythrai ile sınırının Hypokremnos (İçmeler) civarında olduğu, olasılıkla Gülbahçe Köyü'nün Klazomenai'nin batı sınırını oluşturduğu, güneyde de kent arazisinin Sığacık Körfezi'ne dek uzandığı anlaşılmaktadır. 

Klazomenai’de yapılmış ilk bilimsel kazı, 1921 ve 1922’de, Yunan arkeolog G. P. Oikonomos tarafından gerçekleştirilmiştir. 1979 ve 1980 yıllarında Kültür Bakanlığı’nın yaptığı çalışmalardan sonra, 1981 yılında Güven Bakır’ın başkanlığında kazı çalışmaları başlamıştır.  

Klazomenai'de İon göçmenlerine ait olan arkeolojik izler Demir Çağı başlarına aittir. Kentin kuruluş aşaması olarak kabul edebileceğimiz bu izler M.Ö. 4000’den itibaren iskan görmüş olan Limantepe mevkiindedir. Klazomenai’de arkaik yerleşme Pers işgaliyle birlikte M.Ö. 546 civarında kesintiye uğramıştır ve kent alanı 20-25 yıl terkedilmiştir. Yerleşmede arkeolojik buluntularla izlenemeyen bu zamansal boşluktan önceki evre (M.Ö 650-546), erken arkaik dönem olarak adlandırılır. M.Ö. 7. yy’ın ortaları Kuzey İonia seramik atölyelerinin Orientalizan ya da sık kullanılan ana bezeme motifinden dolayı “Yaban Keçisi Stili” olarak anılan yeni bir figürlü seramik stilini üretmeye başladıkları bir dönemdir. Bu seramiğin üretimiyle birlikte, bir seramik üslubu olan “geometrik” gelenek, belli formlarda varlığını korumakla birlikte, sönmeye başlamıştır. Aynı yıllar İonialılar’ın giderek yoğunlaşan bir şekilde denizaşırı yolculuklara da çıktıkları, Karadeniz kıyıları ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere yaygın ticari ilişkiler kurdukları yıllardır.

Pers istilası sonrasında Klazomenaililer’in kentlerini terk ettikleri ve bir süre için civar köylere ve adalara sığındıkları sanılmaktadır. M.Ö. 546 sonrasına tarihlenebilecek 20-25 yıllık bir döneme ait malzemeye ne yerleşmede, ne endüstri alanlarında, ne de nekropolislerde rastlanmaktadır. Perslerin, işgal ettikleri topraklarda sürdürdükleri ılımlı politikalar ve işgalin beraberinde getirdiği çapulcu güçlerin denetim altına alınması, tüm İonia’da olduğu gibi, zaman içinde Klazomenai’de de bir güven ortamı yaratmış olmalıdır. Özellikle Attika malzemesinden yola çıkılarak yapılabilecek bir tarihlemeyle M.Ö. 525-520 civarında Klazomenaililer’in eski kent alanlarına geri döndüğü, başlangıçta geçici nitelikte inşa edilmiş yapılarla da olsa hayatın canlandığı ve çok kısa bir süre içinde tüm kent alanlarında yaygın bir yerleşimin ve endüstri faaliyetlerinin tekrar başladığı anlaşılmaktadır. Gerek antik kaynaklardan edinilen bilgiler, gerekse deniz aşırı kolonilerde yürütülen arkeolojik çalışmalar M.Ö. 6.yy’ın son çeyreğinde gelişkin ticareti ve yükselen refahı belgelemektedir. Klazomenai’de de hem yerleşme alanlarındaki yaygınlığın ve yoğunluğun, hem de zeytinyağı üretim işlikleri başta olmak üzere canlanan bir endüstrinin gözlenmesi söz konusu zenginlik birikiminin kanıtları arasındadır.İonia kentlerinin, bu hızlı atılımın ardından kendilerine güvenlerinin artması Pers hakimiyetine karşı isyan girişimi ile sona ermiştir. M.Ö. 499’da Pers Satraplık merkezi Sardes’in tahribiyle başlayan isyan M.Ö. 494’de sert bir şekilde bastırılmıştır. Klazomenai ve Phokaia’nın, isyanın daha ilk yıllarında Perslerin eline geçtiği Herodotos tarafından aktarılmaktadır. Sardes’in tahribinin kızgınlığıyla Perslerin ılımlı politikaları ortadan kalkmış, gerek doğrudan uygulanan şiddet, gerekse ağır vergiler İonia kentlerinin bir daha eski güçlerine ulaşamayacakları bir süreci başlatmıştır. Pausanias’ın “Pers korkusu yüzünden adaya geçerler" diyerek aktardığı, anakaradaki Klazomenai kentinin terkedilişi de İonia ayaklanması sonrasında olmalıdır. Anakaradaki yerleşme alanlarında M.Ö. 6. yy sonu – 5. yy başlarındaki tabakalarda yer yer görülen yangın izleri Pers tahribi ile ilişkili olarak değerlendirilebilir. Her ne kadar bu tahrip tüm alanları içine almıyorsa da, birçok yapının söz konusu yangından sonra tekrar imar görmemesi, en azından kaçış telaşıyla gelişen yangınlara işaret etmelidir. Bu tarihten sonra, en azından yüz yıllık bir süre boyunca, anakarada hiçbir arkeolojik kalıntıya rastlanmamaktadır. Karantina adasındaki sondaj çalışmalarının da gösterdiği gibi, Klazomenai artık bir ada kenti olarak yaşamını sürdürmüştür.

M.Ö. 5. yy başlarından itibaren Klazomenaililer’in yeni yurtları Karantina adası olmasına rağmen fikir ve menfaat ayrılıkları kentte ikili bir iskana sebep olmuştur. Atina sempatizanı olmayan toprak sahiplerinin önderliğinde adadan ayrılanlar tarafından, Limantepe mevkiinde, Hippodamos tarzında ızgara planlı yeni bir kent kurulmuştur. M.Ö. 4. yy’ın ilk yarısında varlığını sürdüren bu kent Khyton adıyla anılır. Khyton bağımsız evlerin oluşturduğu adalardan ve bu adaları dik olarak kesen caddelerden oluşmaktadır. Son yıllarda yapılan kazılar Khyton’un batı sınırının HBT (Hamdi Balaban Tarlası) Sektörü’ne kadar uzandığını ortaya koymuştur. Anadolu’da Pers egemenliğinin sona ermesinin hemen öncesinde, M.Ö. 350 dolaylarında anakaradaki bu yerleşim terk edilmiştir. Bu tarihten sonra Klazomenaililer anakarayı tarım amaçlı olarak kullanmış, yaşamlarına Karantina adasında devam etmişlerdir.